 |
HABERLER |
 |
 |
| Özelleştirme Dalgası |
Fon sağlayıcıları, güvenli ve uzun vadeli para akışı sağlayan, enflasyondan etkilenmeyen ve portföy kararsızlığı riski taşımayan altyapı yatırımlarını, yeni bir servet kapısı olarak görüyor. Altyapıda olgunlaşan yatırımlar gayrimenkulün çekirdek yapısıyla karşılaştırıldığında, genelde var olan imkanlar dahilinde öngörülen, hükümet teminatlı gelirlerde, orta ve üst seviyelerden tek haneli rakamlara geri dönüşler yaşanıyor.
Birleşik Devletler’in altyapı yatırımları için fon sağlaması pahalıya mal olacak. Federal ve yerel yönetimler ile eyalet yönetimleri ise kendilerini ve bütçelerini henüz tam olarak planlamadı. Peki gereken parayı nereden bulacaklar?
Devletin bildiğimiz gelir kaynaklarını sıralarsak; gayri safi gelir, satışlar ve mal vergileri, geçiş ücreti gibi kullanıcılardan alınan sabit gelirler, ulaşım-metro yol paraları, su faturaları, geliştiricilerden kesilen ücretler, kullanıcı ücretleri ve tahvil ihraçları, genel vergi kesintileri ile bunların üzerinde, kamu-özel ortaklıkların finansmanı saymak mümkün.
Ancak yöntemi ya da yapısı ne olursa olsun, vergi verenlerin, kullanıcıların ve işadamlarının ödeme yolları ve değerlendirmeleri belirli noktalarda artış gösterecek. Ekonomik üretkenliğin arttırılması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi adına, ülkenin nüfusuna yeni katılacak milyonlarca birey için geri ödemelerin yapılarak, gelecek nesillere aktarılması gerekiyor.
Çevre vizyonu ve bütüncül planlar, verimlilik ve çözüm sağlamak adına oldukça gerekli. Ekonomistler, akademisyenler ve planlamacılar, kullanıcıların gerek iş gerek özel yaşamlarında yararlandıkları altyapı hizmetleri için de ödeme yapmaları gerektiği konusunda tartışıyorlar.
Tahvil ihracı, maliyetlerin gelecekteki durumuna bağlı olarak, politik açıdan hep çekici olarak kalacak ve özellikle yarar sağlayanlara verilen ek ödeme süreleri tartışılır hale gelecek. Genel gelir vergileri, geniş kitlelere ulaşan mağdur kullanıcıların sayısını, durumun yarattığı acıyı dağıtmaya, etkilerini azaltmaya çalışan politikacılar arasında bazı avantajlar sağlasa da, bu durumun okul, emniyet ve diğer sigorta hesaplamalarında yapılacak yeni kesintiler anlamına gelmesi de mümkün.
Son zamanlardaki ulaştırmadan elde edilen kazançlara dayanarak, Birleşik Devletler’de eyalet yönetimleri ve yerel yönetimler; kısmen de ücretli yollardan oluşan altyapı varlıklarının, köprüler ve tünellerin yapım, yönetim ve işletimi için özel yatırımcılar arıyor. Çünkü, özelleştirme modelleri şehir ya da eyaletlerin bilançolarını kısa vadede güçlendirebilir, varlıkların yeniden değerlendirilmesinde tarafsızlığı koruyup, özel sektör becerilerinin kullanımına olanak tanıyabilir ve genelde daha iyi yönetim uygulamaları sunabilir. Hükümetlerin gelecek yıllarda elde edeceği nakit para akışı ve paylaşım gelirlerini ise işlem ve şartlara bağlılık durumu etkiliyor. Öte yandan yönetimler, kamu yararını karşılama sınırları çerçevesinde tasarlanan projeleri ve işletim risklerini, uygun maliyet sağlamadaki yönetim becerileri teşvik edilen özel girişimlere yükleyebilirler. Örneğin, yeni bir okul ya da tünel inşasında bütçe aşımı ortaya çıkarsa, vergi verenler değil özel yatırımcı ve girişimciler hesabı öder. Aynı zamanda, kontratta hizmetin devamlılığının ömür boyu sağlanacağını garanti edilmek zorundadır. Böylece, yönetimler için temel faydanın, çok büyük risklerin transfer edilmesi olduğu görülüyor.
Özel imtiyaz işletmecileri, hizmet iyileştirme ve halk kullanımını arttırma yönünde teşviklerle müşteri çekmeye çalışıyor ve böylece geri dönüşlerini yükseltiyorlar. Bu yetkinlikle, herkes için ortak bir para birikmiş oluyor. Ücretli yol yatırımlarıyla uğraşan bir yönetici “Biz hizmet sektöründeyiz,” diyor ve ekliyor, “Bu işte, kısa zamanda etkili çözümlerle daha iyi işleyen yollar yapmak ve daha çok insanın yararlanmasını sağlamak istiyoruz. Kamu sektörü kilit altına alındı. Çalışanlar değişim uygulamalarıyla hakettikleri primleri alamadıkları gibi mevcut hallerinde sıkışıp kaldılar ve gelir iyileştirilmeleri yapılmadı.”
2.7.2008 |
|
|